1 ay önce | Okunma Sayısı : 999
Bu da keton adı verilen asitlerin birikmesine neden olmaktadır. Normal şartlarda, vücut hücreleri birincil enerji kaynağı olarak glikozu kullanmaktadır.
Vücudumuz genellikle şekerler ve nişastalı yiyecekler de dahil olmak üzere diyet karbonhidratlarından glikoz elde edebilmektedir. Vücut bunları basit şekerlere parçalamaktadır.
Daha sonra, glikozu ya yakıt olarak kullanır ya da karaciğer ve kaslarda glikojen olarak depolamaktadır.
Yeterli enerji sağlamak için yeterli glikoz yoksa; vücut bu ihtiyaçları karşılamak için alternatif bir strateji benimseyerek özellikle; yağ depolarını parçalamaya ve trigliseritlerden glikoz kullanmaya başlamaktadır.
Ketonlar bu sürecin bir yan ürünüdür. Bunlar kanda biriken ve idrarla vücuttan atılan asitlerdir. Küçük miktarlarda, vücudun yağı parçaladığını gösterirler.
Bununla birlikte, yüksek seviyelerde ketonlar vücudu zehirleyebilmektedir ve ketoasidoza yol açmaktadır.
Ketozis, vücudun yağ depolarını enerjiye dönüştürdüğü ve bu süreçte ketonları serbest bıraktığı metabolik durumu ifade eder. Bazı insanlar ketojenik veya keto diyeti uygulayarak ketozisi teşvik etmektedirler.
Karbonhidrat oranı çok düşük olan bu diyet, vücudu karbonhidrat yerine enerji için yağa bağımlı hale getirerek yağ yakmayı amaçlamaktadır. Ketozis ayrıca diyabetli kişilerde de yaygın olarak görülmektedir.
Çünkü, vücutta yeterli insülin yoksa veya insülin doğru şekilde kullanılmıyorsa bu süreç ortaya çıkabilmektedir.
Keto diyetleri genellikle yüksek yağlıdır. Örneğin, kalorilerin %20'si protein, %10'u karbonhidrat ve %70'i yağdan gelebilir.
Ketojenik diyetinin kısa vadeli olumsuz etkileri kas krampları, ağız kokusu, enerji kaybı, bağırsak alışkanlıklarında değişiklikler şeklinde olmaktadır.
Ketojenik diyeti doktor muayenesinden geçtikten sonra öneri ile diyetisyen kontrolünde uygulamalısınız.
Sağlıklı Günler Dilerim.