2 ay önce | Okunma Sayısı : 436
Bütçe görüşmelerinin genellikle rakamlar üzerinden yürütüldüğünü ifade eden Akalın, “Hayat rakamlarla değil; sabah evden çıkan, çocuğunu okula gönderen, işine giden, pazara çıkan, dükkânını açan esnafla, tarlasını süren çiftçiyle başlar. Bugün insanlar ‘Ne kadar kazanıyorum?’dan çok ‘Bu kazançla nasıl yaşayacağım?’ sorusunu soruyor” dedi.
Bütçenin vatandaşın alım gücünü ve yaşam standardını korumak için yapılması gerektiğini vurgulayan Akalın, Türkiye’de bunun tam tersinin yaşandığını savundu. “Bu bir algı meselesi değil, ölçülebilir bir durumdur” diyen Akalın, Eurostat verilerine göre Türkiye’nin kişi başına alım gücü endeksinin 71 olduğunu, Avrupa Birliği ortalamasının ise 100 seviyesinde bulunduğunu hatırlattı.
Almanya’da bu değerin 119, Fransa’da 112, Polonya’da 84 olduğunu belirten Akalın, Türkiye’de vatandaşların aynı mal ve hizmet sepetine Avrupa ortalamasına göre yaklaşık yüzde 30 daha düşük alım gücüyle erişebildiğini ifade etti. Bu farkın teorik olmadığını, pazarda ve markette doğrudan hissedildiğini söyledi.
Asgari ücretin satın alma gücü açısından da gerilediğine dikkat çeken Akalın, Eurostat’ın 2025 verilerine göre Türkiye’de asgari ücretin satın alma gücü standardının yaklaşık 1.000 PPS seviyesinde kaldığını, bunun Polonya’da 1.450, Fransa’da 1.600, Almanya’da ise 1.700 olduğunu kaydetti. Akalın, “Mesele sadece kur değil, emeğin karşılığının korunup korunmadığıdır” dedi.
OECD verilerine de değinen Akalın, Türkiye’de hanelerin gelirlerinin yüzde 30-35’ini gıdaya ayırmak zorunda kaldığını, bu oranın Almanya’da yüzde 14, Fransa’da yüzde 16 olduğunu söyledi. Türkiye’de çalışanların yaklaşık yüzde 47’sinin asgari ücret veya altında gelir elde ettiğini belirten Akalın, bu tablonun “çalışan yoksulluğu”nu açıkça ortaya koyduğunu ifade etti.
Vergi yapısına ilişkin değerlendirmesinde ise Akalın, OECD Revenue Statistics 2025 Raporu’na göre Türkiye’de dolaylı vergilerin toplam vergi gelirleri içindeki payının yüzde 63-65 seviyesinde olduğunu, Avrupa Birliği ortalamasının ise yüzde 38 civarında kaldığını belirtti. Bu durumun, gelire göre değil harcamaya göre vergi yükü yarattığını söyleyen Akalın, “En çok harcamak zorunda olanlar en çok vergiyi ödüyor” dedi.