2 ay önce | Okunma Sayısı : 1078
Down sendromu, bireyin gelişiminde bazı farklılıklara yol açabilen genetik bir durumdur. Bu farklılıklar dil ve konuşma gelişimini de etkileyebilir. Pek çok çocukta konuşmanın akranlarına göre daha geç başlaması, kelime dağarcığının daha yavaş gelişmesi ya da sesleri doğru üretmede güçlükler görülebilir. Bunun yanında kas tonusunun düşük olması (hipotoni) konuşma için gerekli olan kas koordinasyonunu da etkileyebilir. Fakat bu çocukların iletişim kurma isteği çoğu zaman bütün bu zorluklardan daha güçlüdür. Dil ve konuşma terapisi tam da bu noktada devreye girer. Erken dönemde verilen destek, onların kendilerini ifade etmelerini, düşüncelerini paylaşmalarını ve sosyal dünyaya daha güçlü bir şekilde katılmalarını sağlar.
Down sendromlu bir çocukla çalışırken en çok öğrendiğiniz şeylerden biri : İlerleme bazen küçük adımlarla gelir ama her adım büyük bir mutluluğa dönüşür. İlk kez kurulan iki kelimelik bir cümle, doğru çıkarılan bir ses ya da “anne-baba” demeye çalışan bir çocuk… Bunların her biri bir başarı hikâyesidir.
Bir diğer önemli nokta ise toplumun bakış açısıdır. Down sendromlu bireylerin gelişimini belirleyen yalnızca biyolojik faktörler değildir; onları nasıl gördüğümüz, ne kadar fırsat sunduğumuz ve hayata ne kadar dahil ettiğimiz de büyük rol oynar. Eğitimde, sosyal yaşamda ve iş hayatında kapsayıcı yaklaşımlar arttıkça, bu bireylerin potansiyelleri de daha görünür hale gelir.
21 Mart, bize bir şeyi tekrar hatırlatmalı: Farklılıklar eksiklik değil, insan çeşitliliğinin bir parçasıdır. Asıl mesele, her bireyin kendini ifade edebileceği alanları açabilmektir. Down sendromlu çocuklar bize yargısız bakmayı, küçük başarılarla sevinmeyi ve sevgiyi koşulsuz paylaşmayı öğretir.
Çünkü iletişim aynı zamanda anlaşılmak, kabul görmek ve ait hissetmektir.
Ve her birey, bu hakkı fazlasıyla hak eder.
Belki de bu yüzden onların dünyasına biraz yakından baktığınızda fark edersiniz ki:
Onlar hayata bizden daha eksik değil, çoğu zaman bizden daha fazla kalple bağlıdır.
Saygılarımla.