MİLLETVEKİLİ AKALIN: “RAPORDA NEDEN ‘TÜRK’ İFADESİNİN KULLANILMADIĞINI AÇIKÇA SORDUM. ANCAK BU SORUMA CEVAP VERİLMEDİ”
Akalın, Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi’nde, Yunanistan hakkında hazırlanan raporun görüşmeleri sırasında, Batı Trakya Türklerinin kimlik ve örgütlenme özgürlüğüne ilişkin önemli bir konuyu gündeme getirdiğini ifade etti.
Akalın, şunları kaydetti: “Raporda Batı Trakya’daki topluluk için ‘Müslüman azınlık’ ifadesi kullanılırken, ‘Türk’ ifadesinin kullanılmasından ısrarla kaçınıldığı görülmektedir. Komisyon görüşmelerinde raporu hazırlayan raportör gruba, raporda neden ‘Türk’ ifadesinin kullanılmadığını açıkça sordum. Ancak bu soruma cevap verilmedi. Bununla da kalmadı. Raporda ‘Türk’ ifadesinin kullanılması yönünde verdiğim önerge, komisyon görüşmelerinde oy çokluğuyla reddedildi. Bu nedenle konuyu Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi Genel Kurulu’nda da gündeme taşıdım. Lozan Antlaşması’nda Batı Trakya’daki azınlık için ‘Müslüman azınlık’ ifadesinin kullanılması, bireylerin kendilerini Türk olarak tanımlamasına engel değildir. İnsanların etnik kimliklerine ilişkin kendi ifadelerine ve bu doğrultuda örgütlenme özgürlüklerine saygı gösterilmesi gerekir. Nitekim Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Bekir-Ousta grubu kararlarında, derneklerin tescil edilmemesi ve İskeçe Türk Birliği’ne yönelik uygulamalar nedeniyle örgütlenme özgürlüğünün ihlal edildiğine hükmedilmiştir. Üstelik bu konu güncel bir meseledir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi 2025 yılında İskeçe Türk Kadınları Kültür Derneği’nin tescil edilmemesiyle ilgili de ihlal kararı vermiştir. Dolayısıyla Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından ortaya konulan ilkelerin Batı Trakya’da da uygulanması gerekmektedir.”
Milletvekili Akalın, “Bu mesele, Batı Trakya Türklerinin hak mücadelesinin sembol isimlerinden ‘Dr. Sadık Ahmet’in’ yıllar önce verdiği mücadeleyi de hatırlatmaktadır. Aradan geçen yıllara rağmen Türk kimliğinin ifade edilmesi ve bu kimlik temelinde örgütlenme hakkının hâlâ tartışma konusu olması, üzerinde düşünülmesi gereken bir durumdur. Bizim talebimiz nettir: Batı Trakya’da kendisini Türk olarak tanımlayan insanların bu kimliği özgürce ifade edebilmesi ve Türk kimliğini taşıyan derneklerin isimlerinde ‘Türk’ ifadesini kullanabilmesi sağlanmalıdır. Pomak ve Roman vatandaşların kendi kimliklerini ifade etme hakkına da aynı şekilde saygı gösterilmelidir. Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi’nde yaptığım konuşmada da vurguladığım gibi, her birey kendi kimliğini özgürce ifade edebilmelidir. Komisyonda ‘Türk’ ifadesinin kullanılmasına yönelik önergemizin reddedilmesinin ardından bu konuyu Genel Kurul kürsüsünden bir kez daha gündeme taşıdım. Mesele açıktır: AİHM tarafından tanınan hakların Batı Trakya’da da fiilen kullanılabilmesi gerekir.”